Hangisi
Daha Güzel
Harun Reşid, bir gün Ebû Yusuf'a iki yemek ismi söyledi. Sonra
da:
"Bunların hangisi daha güzeldir? diye sordu. Ebu Yusuf:
"Ey Mü'minlerin Halifesi! Sözünü ettiğiniz yemeklerin hangisinin
en güzel olduğunu
ben tatmadan bilemem ki..." Bu sözün üzerine Halife, sözü
edilen yemeklerden
birer tabak getirtti. Ebu Yusuf hangisinin daha güzel olduğuna
karar verebilmek için
bir ondan bir diğerinden tatmaya başladı. Tabaktaki yemeklerin
bitmesine az kala
Ebu Yusuf, Harun Reşid'e dönüp şöyle dedi:
"Ey Mü'mimlerin Halifesi! Ben birbirleriyle böylesine yarışan
hasım görmedim.
Tam birini birinci ilân edeceğim, hemen diğeri devreye girip bir
başka delil takdim ediyor."
Dünyanın
Yüzü
Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi
Seyrani'ye:
- Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca,
söz eri Seyrani:
- Hiç üzülme dostum demiş. Zaten dünyada da bakılacak surat kalmadı.
Devasız
Dert
İbn-i Sina'ya:
"Dünyada devâsı olmayan bir dert var mı?" diye sorduklarında
ondan şu cevabı almışlar:
"Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır."
Sen
Yukarı Gel
Câhiz anlatıyor.
Bir gün ordugahta askerler arasında çok uzun boylu bir kadın gördüm.
Kendisine:
"Aşağı gel de yemek ye ," diye atınca, bana şöyle dedi:
"Asıl sen yukarı gel de dünyayı gör."