Birazcık
İnsaf Edin
Sadrazam Keçecizade Fuat Paşaya, Ermeniler arasında bir sorun
olduğu bildirilmiş. İstanbul'da ölen zengin bir Ermeniye sahip
çıkmak için Katolik Ermeniler ile Gregoriyen Ermeniler arasında
olay çıkmış.
Her iki taraf da sözkonusu Ermeninin kendilerine verilmesini istiyormuş.
Sadrazam ilk önce Katolik Ermenileri dinlemiş sonra da:
"Ölen zengin Ermeninin Katolik olarak öldüğünde emin misiniz?"
diye sormuş.
Ermeniler hep birden:
"Evet," demişler.
Sadrazam, sonra da şöyle sormuş:
"Demek ki ölenin ruhuna siz sahip çıkıyorsunuz?"
Katolik Ermeniler yine hep birlikte:
"Evet," demişler.
Fuat Paşa, daha sonra şöyle sonuçlandırmış:
"O halde birazcık insaf edin de; hiç değilse cesedi Gregoriyenler
alsın."
Münasebetsiz
II. Abdülhamid zamanında Münasebetsiz Mehmed Efendi adıyla anılan
biri varmış. Bu şahsın ünü Sultan Abdülhamid'e kadar ulaşmış.
Padişah 'niye bu insana münasebetsiz diyorlar,' diye düşünmüş
ve onu bir iftar yemeğine davet edip onunla tanışmak, sohbet etmek
istemiş. "Böylelikle belki de ona niye münasebetsiz dediklerini
öğrenebilirim," diye düşünmüş. Ve hemen adamlarından böyle
bir organize yapmalarını istemiş. Emir derhal yerine getirilmiş....
İftar sofrası kurulmuş, davetliler gelip sofrada yerlerini almış.
Münasebetsiz Mehmet Efendi denilen şahıs da davete icabet etmiş
ve gösterilen yere oturmuş. Vakit girince hep birlikte oruçlarını
açmışlar, namazlarını kılmışlar. Sonra da sohbet meclisi kurulmuş.
Padişah da aralarında olduğu için bir ara özellikle herkes Osmanlılardan,
Osmanlı Sultanlarından, onların başarılarından konuşmaya başlamış.
Bu konu üzerine sohbet öylesine koyulaşmış ki, herkes öyle aşka
şevke gelmiş ki; sohbetin tadına denilecek hiçbir şey yokmuş.
Bu arada Münesebetsiz Mehmed Efendi, Sultan Hamit Hazretlerine:
"Hamit Efendi! Sen zurna çalmasını bilir misin?" diye
sormuş. Bu soruyu duyan herkes 'böyle bir sorunun konuyla ne alakası
var' gibilerinden birbirlerini bakmışlar. derken Sultan Hamit
Hazretleri sorulan bu
soruya: "Hayır, ben zurna çalmasını bilmem," diye cevap
verince Mehmed Efendi az önce münasebetsiz söylenen sözü gölgede
bırakacak şu sözü söylemiş: "Bizim çocuk da bilmez de onun
için sordum."
Yalansa
Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur'an yazıp bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş :
- Geçen Ramazan'da Kandilli'ye, bir iftar yemeğine gidiyordum.
Boğaziçi'nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı
sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar
arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı
kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış :
-Yalan !..
-Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur'an-ı Kerim çarpsın.