Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
İsmim Şehâdet Tutku. Üçü hafız, on çocuk annesiyim. Bir kısmı fahrî, bir kısmı resmî olmak üzere 20 yıldır Kur’ân Kursu hocalığı yapıyorum.
Bu mesleği seçmenizin sebebi nedir?
Rabbimin lütfu… Elhamdülillah. Mesleklerin en güzeli… “Sizin en hayırlınız Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenen ve öğreteninizdir.” hadîs-i şerîfinin müjdesine nâil olabilmek için bu mesleği seçtim. İnşallâh, bu makama kavuşanlardan oluruz.
Kur’ân hizmetinizi yaparken neler hissediyorsunuz, bizimle paylaşabilir misiniz?
Âh, o duygular öyle karmaşık ki… Bazen omuzlarımdaki ağırlığı taşıyamayacak hâle geliyorum. Sabah evden çıkarken:
“-Rabbim, lâyık eyle!..” diye duâ ediyorum.
Bazen kendime acıyorum ve soruyorum:
“-Bunca yolu tepip varıyorsun. Sen ne vereceksin bu çocuklara, lâyık mısın? Gece seherlerde doldun mu? Rasûlullâh’ın ahlâkı seni şekillendirdi mi?”
Otobüse biniyorum, şoförün durumunu, kendi durumuma benzetiyorum. En ufak gafleti-hatası bunca yolcunun canına mal olur. Talebelerimin artılarının mutluluğuyla coşarken, eksilerinin ızdırabı yakıyor yüreğimi… Biliyorum ki, bu eksi, benden kaynaklanıyor. Bazen:
“-Allâh’ım, ben bu nîmetin hakkını nasıl vereceğim. Lâyık olmadığım hâlde lütfundan ihsân ettin, kelâmına beni muhatab ettin.” diyorum.
Sonra Abdullah İbni Ömer -radıyallâhu anhümâ-’nın, Peygamber Efendimizden naklettiği hadîs-i şerîfle umutlanıyorum. Hadisi şerifte şöyle buyruluyor:
“İki kimseye gıpta edilir: Birisi Kur’ân’ı öğrenen ve öğreten; diğeri de Allâh’ın mal verip de sahip olduğu bu malı Allah yolunda harcayandır.”
İnşallâh bu hadis-i şerifin işâret ettiği gıbta edilecek insanlardan oluruz. Rabbim, ömür boyu, bizi, evlâtlarımızı ve neslimizi Kur’ân hâdimi eylesin! Âmin.
Dersimize huzur ve rahmet yağsın diye, haddim olmayarak, Allah Rasûlü’nü ve Allah dostlarını sınıfıma dâvet ediyorum.
Öğrencilerimin bana ihtiyaçlarından çok, benim onlara ihtiyacım var. Rabbimin rızasına nâil olmak için benim onlara daha çok ihtiyacım var. Bazen hoş olmayan bir durumla karşılaşınca hemen gönlüm Taif’e uzanır. Peygamber Efendimizin, o zorluklar karşısında izlediği yol, gösterdiği sabır ve merhamet dolu duası, “Allâh’ım, kavmime hidâyet ver. Onlar gerçekleri bilmiyorlar.” niyazı yankılanıyor kulaklarımda…
Kur’ân Kursu eğitiminin önemi nedir?
Kur’ân-ı Kerim, dinin kaynağı ve esasıdır. Şu hâlde onu öğrenmek ve öğretmek, bütün işlerden daha kıymetlidir. O öyle bir kitaptır ki, o kitaba tâbî olan bir toplum âbâd olur, değilse berbat olur. O kitap ki, gösterdiğin hürmet ve değere göre sana açılır ve istifade edersin. O Kitap, seni alır; bazen deryasında yüzdürür, bazen ise kenarında mahrum kalır yanına yaklaşamazsın. O öyle bir kitap ki, o harfleri, güzellikleri, ihtişamı; o kelimelerin ve cümlelerin âhengi… Doyamıyorsun okumaya, bakmaya… “İşte bu!..” diyorsun ve onun dışındaki her şey yok oluyor o an…
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Kime Kur’ân-ı Kerim’i öğrenme, okuma, ezberleme nasip edilir de o kimse, kendisine başka şeyler lutfedilmiş bir kimseyi kendinden üstün tutarsa, Allâh’ın, Kur’ân-ı Kerîm sebebiyle kendisine nasib ettiği nimeti ve fazileti aşağılamış olur.”
Bir başka hadîste:
“Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenen kişi, peygamberlik ilimlerini alnında toplamış demektir.” Peygamber Efendimiz, “Hepiniz çobansınız, güttüklerinizden sorumlusunuz.” buyuruyor. Herkes mâiyetindekilere dinini öğretmekle sorumludur. Peygamberimiz, “Kim Kur’ân’ı okur, onunla amel ederse, ona nurdan bir taç giydirilecek ve onun ana-babasına da, dünyada emsali bulunmayan bir elbise giydirilecektir. Onlar diyecekler ki:
«Ya Rabbi!.. Bu neyin karşılığıdır?”
Allah Teâlâ da:
«-Çocuğunun Kur’ân okumasına karşılıktır.» diyecek…”
O çocuk, ameller yaptığı müddetçe derecen yükselecektir. Kur’ân’ı, en doğru anlayan, davranış olarak hayatına en güzel şekilde aktaran, en güzel ahlâkın sahibi O Can Sevgili Peygamber Efendimizi yeteri kadar tanıyabilirsek, ferd olarak, âile olarak, toplum olarak âbâd olacağımız muhakkaktır. Allah cümlemizi lâyık eylesin.
On çocuk annesisiniz evlatlarınızdan bazılarını yakından tanıyoruz. Maşaallâh, çok güzel ahlâklılar… Hem hocalık yapmak, hem de on çocuk ve ev işleri… Nasıl yetişiyorsunuz?
Elbette ki zor oluyor. Ama zorlukla beraber kolaylık da var, muhakkak… Neticede evlatlarımın Allah’ın rızası yolunda kattedikleri bir mesafe var. Keşke malımı, canımı ve evlatlarımı bu dâvâya tamamıyla vakfedebilsem. Terbiyeleri hususunda elimden gelen gayreti gösterdikten sonra, içinden çıkamayacağım durumlarda, Duhâ Sûresindeki, “Seni yetimken bulup barındırmadık mı? Seni fakir bulup zengin etmedik mi?” âyetleri aklıma gelir. Peygamber Efendimizin, “Beni Rabbim terbiye etti ve ne güzel terbiye etti!..” buyruğunu hatırlar ve her şeyi O’na havâle ederim:
“-Ya Rabbî! Biliyorum, evlatlarımın hatası benden kaynaklanıyor. Habibini terbiye eden Allah’ım!.. Ey en güzel mürebbî ! Sen terbiye et!” diyerek, O’na, “En Güzel”e havâle ediyorum.
Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Bütün kardeşlerime de duâya sarılmalarını, çevrelerine güzel örnek olmalarını, özellikle de yavrularını mutlaka küçük yaşlarında Kur’ân kurslarıyla tanıştırmalarını tavsiye ediyorum. Ben, en büyük yardımı, Kur’ân-ı Kerim muhitinde olduğum için, bizzat Kur’ân-ı Kerim’den ve onunla meşgul olan insanlardan gördüm. Allah cümlemizi Kur’ân’ın öğrettiği en doğru yoldan ayırmasın.
Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyor ve hizmetlerinizde muvaffakiyetler diliyoruz.